Prediyabet, kan şekeri seviyelerinin normal değerlerin üzerinde olmasına rağmen diyabet tanısı koyulacak kadar yüksek olmadığı bir ara dönemdir. Halk arasında “gizli şeker” olarak da bilinen bu durum, ilerleyen süreçte Tip 2 diyabet gelişme riskinin önemli ölçüde arttığını göstermektedir. Ancak erken dönemde fark edilmesi ve doğru yaşam alışkanlıklarının kazanılmasıyla diyabet gelişimi büyük ölçüde önlenebilir veya geciktirilebilir.
Prediyabet genellikle belirgin şikâyetler vermeden ilerlediği için çoğu kişi durumun farkında olmayabilir. Yapılan kan tahlillerinde açlık kan şekeri yüksekliği veya glikoz tolerans bozukluğu saptanmasıyla teşhis edilir. Özellikle düzensiz beslenme, hareketsiz yaşam, fazla kilo ve genetik yatkınlık prediyabet gelişiminde önemli rol oynar.
Prediyabet tedavisinde en etkili yaklaşım; doğru beslenme alışkanlıklarının kazanılması ve yaşam tarzı değişikliğidir. Uzun süre aç kalmak, yoğun basit karbonhidrat tüketmek, düzensiz öğünler ve yetersiz lif alımı kan şekeri dengesini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle kişinin günlük yaşamına uygun, sürdürülebilir ve dengeli bir beslenme programı oluşturulmalıdır.
Prediyabet sürecinde amaç yalnızca kilo vermek değil; insülin direncini azaltmak, kan şekeri dengesini korumak ve ileride oluşabilecek diyabet riskini önlemektir. Kişiye özel planlanan beslenme programları sayesinde enerji düzeyi artabilir, açlık krizleri azalabilir ve daha sağlıklı bir yaşam düzeni oluşturulabilir.
Dyt. Münevver Oruç tarafından uygulanan prediyabette tıbbi beslenme tedavisi sürecinde; kişinin kan değerleri, yaşam alışkanlıkları ve sağlık durumu detaylı şekilde değerlendirilerek tamamen bireysel ihtiyaçlara uygun beslenme planlaması yapılmaktadır. Amaç, sürdürülebilir alışkanlıklarla sağlıklı yaşamı desteklemektir.